
Çocuk Terapileri
Çocuklarda Dil ve Konuşma Bozuklukları

1. Gecikmiş Konuşma (Geç Başlayan Konuşma)
Gecikmiş konuşma, çocuğun kelime hazinesi, iki/üç sözcüklü ifadeleri ve anlatım akışı açısından yaşıtlarına göre belirgin şekilde geride olmasıdır. Erken ve doğru müdahale; ilerleyen yıllarda okuryazarlık, akademik başarı ve sosyal iletişimi doğrudan etkiler.
3. İşitme Kaybına Bağlı Dil Gelişim Geriliği
İşitme kaybı, çocuğun çevresindeki sesleri, konuşmaları ve dil girdilerini yeterince algılayamaması nedeniyle ortaya çıkar.
Dil gelişimi; duymak, ayırt etmek, tekrarlamak ve anlamlandırmak gibi aşamalara dayanır.
Bu zincirdeki her aksama, konuşma seslerinin edinimini, kelime dağarcığını ve dilbilgisi gelişimini doğrudan etkiler.Erken tanı ve uygun cihazlandırma ile birlikte düzenli dil terapisi, çocuğun yaşıtlarına yaklaşmasını sağlar.
5. Selektif Mutizm (Seçici Konuşmazlık)
Selektif Mutizm, çocuğun konuşma ve dil becerileri normal olmasına rağmen, belirli ortamlarda konuşamama ile
karakterize bir kaygı temelli iletişim bozukluğudur.
Çocuk evde rahatlıkla konuşabilirken, okulda, yabancı kişilerle veya sosyal ortamlarda tamamen sessiz kalabilir.
Bu durum “konuşmak istememe” değil, konuşamama (blokaj yaşama) durumudur ve genellikle sosyal anksiyetenin
çocukluk formu olarak kabul edilir.
Erken dönemde tanı ve terapiyle, çocuğun özgüveni ve sosyal iletişimi tamamen yeniden inşa edilebilir.
7. Artikülasyon ve Fonolojik Bozukluklar
Artikülasyon ve Fonolojik Bozukluklar, konuşma seslerinin doğru, net ve anlaşılır biçimde üretilememesiyle ortaya çıkan
konuşma bozukluklarıdır.
Bazı çocuklar kelimeleri söylerken sesleri atlar, değiştirir, bozar veya yer değiştirir.
Bu durum bazen yalnızca belirli seslerle sınırlıyken, bazen konuşmanın genel anlaşılırlığını da etkiler.
Zamanında müdahale edilmezse, okuma–yazma gelişimi, özgüven ve sosyal iletişim üzerinde kalıcı etkiler yaratabilir.
9. Oyun ve Etkileşim Temelli Terapiler
Oyun ve Etkileşim Temelli Terapiler, çocuğun doğal oyun ortamını kullanarak dil, iletişim ve sosyal becerilerini
geliştirmeyi amaçlayan bilimsel terapi yaklaşımlarıdır.
Bu yöntemlerde çocuk “öğretilen” değil, etkileşime davet edilen aktif bir katılımcıdır.
Terapi, klasik masa başı öğretimden farklı olarak, çocuğun ilgisini takip eder; hedef dil yapıları, sembolik oyun ve günlük
etkileşimler içinde öğretilir.
Bu model özellikle gecikmiş konuşma, otizm spektrum bozukluğu, sosyal iletişim güçlükleri, gelişimsel dil bozukluğu ve pasif iletişim profili gösteren çocuklarda etkilidir.
2. Gelişimsel Dil Bozukluğu
Gelişimsel Dil Bozukluğu (GDB), çocukta işitme kaybı, zihinsel gerilik, otizm veya nörolojik bir hastalık olmamasına
rağmen, dilin anlama ve/veya ifade etme bileşenlerinde belirgin ve kalıcı bir güçlük görülmesidir.
Bu durum, çocuğun kelime bilgisi, dilbilgisi, cümle kurma, anlatım ve anlam çıkarma becerilerini etkiler.
Erken dönemde fark edilmezse, ilerleyen yıllarda okuma-yazma, akademik başarı ve sosyal iletişim alanlarını da olumsuz
etkiler.
4. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)
Otizm Spektrum Bozukluğu, bireyin iletişim kurma, sosyal etkileşim başlatma ve sürdürme becerilerinde kalıcı farklılıklar ile tekrarlayıcı davranış örüntüleri göstermesiyle karakterize bir nörogelişimsel bozukluktur.
“Spektrum” terimi, her bireyde farklı düzeylerde görülebilmesinden kaynaklanır.
Bazı çocuklar yalnızca sosyal iletişimde zorluk yaşarken, bazıları dil, davranış ve duyusal alanlarda da yoğun destek
gerektirir.
6. Kekemelik (Çocukluk Çağı Akıcılık Bozukluğu)
Kekemelik, konuşma akıcılığının; ses, hece veya kelime tekrarları, uzatmalar ya da blokajlar (takılmalar) ile kesintiye
uğramasıdır.
Bu durum, konuşma organlarında yapısal bir problemden değil, konuşma akışını yöneten beyin bölgelerindeki
zamanlama ve koordinasyon farklılıklarından kaynaklanır.
Çocukluk çağında sık görülür ve çoğu zaman duygusal–kaygısal faktörlerle birlikte ilerler.
Erken fark edilip terapiye başlanırsa, konuşma akıcılığı tamamen normale dönebilir.
8. Oral Motor ve Miyofonksiyonel Bozukluklar
Oral Motor ve Miyofonksiyonel Bozukluklar, ağız, dil, dudak, çene ve yüz kaslarının uyumsuz, yetersiz veya hatalı
çalışması sonucu ortaya çıkan konuşma, yutma ve nefes alma problemleridir.
Bu bozukluklar konuşma üretimini doğrudan etkileyebilir, aynı zamanda beslenme, yutma ve diş–çene gelişimi üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Sıklıkla “artikulasyon bozukluğu” ya da “konuşma gecikmesi” tanısı almış çocukların temelinde miyofonksiyonel
disfonksiyon (kas dengesizliği) bulunur.
10. Down Sendromu ve Gelişimsel Sendromlara Bağlı İletişim Güçlükleri
Down Sendromu ve diğer gelişimsel sendromlar, bireylerin bilişsel, motor, dil ve iletişim becerilerini farklı düzeylerde
etkileyen genetik veya nörogelişimsel durumlardır.
Bu bireylerde dil gelişimi tipik akranlara göre daha yavaş ilerler, ifade becerileri genellikle anlama becerilerinden daha
fazla etkilenir ve konuşma seslerinin üretiminde artikülasyon, tonlama ve ritim problemleri görülebilir.
Erken dönemde yapılan dil ve konuşma terapileri, iletişimi güçlendirir, sosyal uyumu artırır ve bağımsız yaşam
becerilerini destekler.
Burcu Sarıgüzel, bu alanda gelişimsel farklılıkları göz önüne alarak, bireysel becerilere ve güçlü yönlere odaklı terapi
planları yürütmektedir.